hiç hesapta yokken

|Selamlar. İsmim Salim. Ben bundan 15 gün kadar önce başımdan geçen bir olayı paylaşmak istiyorum. Diğer anlatılan anılardan biraz daha farklı bir hikaye benimkisi. Ben 28 yaşında bir makine mühendisiyim. Özel bir şirkette çalışıyorum. Şirkette olduğum saatlerde chat odalarında sohbet ederim fırsat buldukça. Bunlar da genellikle sex kanalları olur. Kanalda belki bir aydır bulunuyordum ama daha doğru dürüst kimse ile konuşmamıştım. Ta ki bir gün bir beyden gelen selama kadar. Adının Faruk olduğunu öğrendiğim beyle konuşmamızda benim seyretmekten hoşlandığımı söyledim. O da zaten nickimden bunu anladığını ve kendilerinin aslında değişik şeyler denemek istediğini ama buna cesaret edemediklerini söyledi. Ben de izlemenin bir başlangıç açısından iyi olabileceğini söyledim. Lafı daha fazla uzatmayayım. Faruk’la sohbetimiz sonunda birbirimizin telefonunu aldık. Telefonla konuşmalarımızda, birbirimizi daha yakından tanıma imkanı bulduk. 4 yıllık evli bir çift olduklarını ve 1 yaşını biraz geçmiş bir çocukları olduğunu, yaşlarının 29 ve 26 olduğunu söylediler. Ayrıca konuşmalarımızda Faruğun benimle meslektaş olduğunu, Işıl hanımın ise öğretmen olduğunu fakat çocuk nedeniyle mesleğine ara verdiğini öğrendim. İzleme esnasında onlar isteyene kadar hiçbirşey yapmamam ve sadece seyretmem ve kendi kendimi tatmin etmem konusunda anlaştık. Daha sonra telefon konuşmalarımız eşi ile de sürdü. Eşi telefonda benimle özellikle çok şuh bir ses kullanıyordu. Bir haftaya yakın yoğun telefon ve chat sohbetinin ardından eşi Işıl hanımdan buluşma teklifi geldi. Cuma akşamı iş çıkışında Bakırköy’de bir cafede buluşacaktık. Cuma akşamına kendimi bir güzel hazırladım. Beklenen saat geldi ve Faruk ve Işıl ile cafede görüştük. Bebekleri de yanlarındaydı. 1 saat kadar süren bir sohbetin ardından arabalarımıza bindik ve onlar önde ben arkada evlerine vardık. Evde sohbet için ve yemek için herşey hazırdı. Akşam yemeğimizi yedikten sonra biz sohbet ederken Işıl çocuğu uyutacağını söyleyerek yanımızdan ayrıldı. Yaklaşık yarım saat sonra içeriye tam bir afet girdi. Doğumdan dolayı oluşan kilolarını atmış ve oldukça çekici bir bayandı zaten Işıl. Üzerine giyindiği beyaz transparan babydoll ve altından belli olan bordo iç çamaşırları ile daha da bir muhteşem gözüküyordu. Ben karşılarındaki tekli koltuğa geçerken Işıl benim yerime oturdu ve Faruk ile öpüşmeye başladı. Faruk Işıl’ın göğüslerini okşarken bir taraftan da dudaklarını sömürüyordu. Işıl elini Faruğun pantolonuun üzerinden bile sertliği belli olan organının üzerine attı ve okşamaya başladı. Faruk üzerindeki gömleğini çıkardı. Işıl’ın da üzerindeki transparan giysiyi sıyırdı. Işıl Faruğun kucağına çıktı ve ben de Işıl’ın üzerine giyindiğinin g-string olduğunu o zaman anladım. Ben de iyice sertleşmeye başlamıştım ve organım pantolonumu zorluyordu artık. Işıl Faruğun fermuarını indirirken bize yatak odasına geçmeyi de teklif etti. Faruk önde arkasında Işıl ve en arkada ben yatak odalarına geçtik. Fanteziler için kurulduğu belli olan bir yatak odasıydı girdiğimiz oda. 4 tarafta da ayna vardı. Faruk ile Işıl saten ötü ile kaplı yataklarına geçerlerken ben de tekli koltukta yerimi almıştım. Faruk pantolonunu da çıkarmış sadece boxerı ile kalmış, Işıl da güzel ve fazla büyük olmayan göğüslerini gizleyen sütyenini çıkartmış Faruğa stringinin üzerinden organını yalatıyordu. Daha sonra rolleri değiştiler ve Işıl bir hamlede indirdiği Faruğun boxerının altındaki organını iştahlı bir şekilde yalamaya emmeye başladı. Ben de daha fazla dayanamamış ve pantolonumu indirerek organımı okşamaya başlamıştım. Faruğun organı nerdeyse benimki kadardı ama biraz ince idi. Daha sonra Faruk da Işıl’ın stringini çıkardı ve Işıl’ın organı benim önüme gelecek şekilde 69 pozisyonu almalarını sağladı. Şimdi Faruğun Işıl’a attığı her dil darbesini rahatlıkla görüyordum fakat Faruk gelmek üzere olduğundan olsa gerek yalamaktan daha çok inlemelerle meşguldü. Ve nihayetinde Işıl’ın ağzına ve suratına bütün içindekileri boşalttı. Işıl da iştahla bütün hepsini yaladı. Daha sonra Işıl suratını temizlemeye gittiğinde Faruk nasıl bulduğumu sordu. Ben de boşalmamdan dolayı yerdeki lekeleri gösterdim ve “açıklayıcı sanırım” dedim. Işıl geri geldiğinde benim dudağıma kısa bir öpücük kondurdu ve tekrar yatağa giderek Faruğun sertleşmeye meyilli duruma gelen organını okşamaya başladı. Faruk “onu öpmen beni cidden azdırdı” deyince, kocasına “seni sertleştirmek kolay olacak diyerek” yanıma geldi ve dudaklarıma bu sefer daha uzun süren bir öpücük kondurdu Işıl. Bu sırada cidden Faruk sertleşmişti. Işıl Faruğun Önünde domaldı ve “Hadi aslanım sik beni. Görsün Salim de benim erkeğimin gücünü” diyerek Faruğun organına doğru yanaştı. Faruk Işıl’ın amına sert bir giriş yaptı ve hızlı hareketlerle Işıl’ı sikmeye başladı. Faruk Işıl’a doğru her yüklendiğinde Işıl’ın göğüsleri ileri geri oynuyor ve bu da beni acayip azdırıyordu. Ben tekrar sertleşen sikimi okşamaya başlarken Faruk “Salim istersen eşim sana yardımcı olabilir. Hem bu beni daha da azdırır” teklifini getirdi. Ben Işıl’a baktığımda Işıl ağzını açmış ve “gel erkeğim” diyordu bana. Ben de üstümdekileri çıkardım ve sikimi Işıl’ın ağzının hizasına getirdim. Işıl önüne öpücükler kondurduğu sikimi bir hamlede ağzına aldı ve byük bir iştahla yaladı. Cidden çok başarılıydı oral konusunda. Faruk çığlıklar atarak boşalırken Işıl da boşalmaya başlamıştı. Faruk yatağa yıklıdı. Işıl ise sikimi yalamaya devam ediyordu. Ben de Işıl’ın saçını ve göğüslerini okşamaya başlamıştım. Işıl beni boşaltmadan izin isteyerek içeriye gitti ve yıkanıp geri geldi. Daha sonra “işim yarım kaldı kocacığım. Tamamlayabilir miyim” dedi ve kocasından oluru alınca yatağa uzanıp benim ters şekilde üzerine uzanmamı istedi. Şimdi Işıl ile ben birbirimizi yalıyorduk ve Faruk bizi seyrediyordu. Bir süre bu şekilde seviştikten sonra geliyorum dedim ve Işıl ağzından hiç çıkarmadan bütün menilerimi yuttu. Ben teşekkür ederek tekrar tekli koltuğa geçtim. Işıl ise ağzını yıkadıktan sonra geri geldi ve bebeği emzireceğini söyleyerek içeri gitti. Faruk’la ben de birer sigara yaktık ve olayın kritiğini yaptık. Anlaşılan üçümüz de halimizden memnunduk. Sigaralar bitince, Işıl da geldi ve ben tekli koltuğumda iken Işıl tekrardan Faruğun organını sertleştirdi ve üzerine çıkarak bir hamlede içine aldı. Işıl ve Faruk birbirlerine küfürler ediyorlardı sevişirken. Daha sonra birbirlerinin kulaklarına birşeyler fısıldadıklarını farkettim ve Işıl Faruğun üzerinden kalktı ve yanıma gelerek koltuğun üzerine çıkıp organını ağzıma sundu. Ben Işıl’ı emmemi iyice hızlandırmıştım. Artık Işıl’ın çığlıkları nerede ise sokaktan duyulacaktı. Işıl yatağa sırtüstü uzandı ve beni üzerine çekti. Sert bir şekilde Işıl’ın amına girdim. Nihayet içindeydim artık Işıl’ın. Karşılıklı çığlıklar atarak içinde gidip gelirken Faruk da Işıl’ın ağzına vermiş boşalmaya çalışıyordu. Bir süre sonra Faruk Işıl’ı benim altımdan alarak üzerine çekti ve Işıl’ın amına girdi. Işıl Faruğun izerinde gidip gelirken ben de Işıl’ın göt deliğini yalamaya başlamıştım. Sırayla iki ve üç parmağımı götüne soktuktan sonra Işıl’ı uygun pozisona getirerek tükürük yardımıyla yavaş yavaş içine girmeye başladım. Bu arada Işıl Faruk üzerinde gidip gelmeyi durdurmuş benim tam olarak içine girmemi bekliyordu. Bir süre uğraştıktan sonra Işıl’ın götüne tamamıyla girdim ve hızlı bir tempoda alttan Faruk, üstten ben aramızdaki Işıl’ı sikmeye başladık. Işıl acayip bir haz almış sürekli boşalıyordu. Bir süre sonra Faruk inleyerek Işıl’ın içine boşaldı. Peşinden ben de Işıl’ın götünü menilerim ile doldurdum. Üçümüz birden yatağa yığıldık. Fakat Işıl’ın durumu müthişti. Yüzündeki tebessümden aşırı mutlu olduğu belli idi. Daha sonra üçümüz beraber aramıza Işıl’ı alarak yattık. Sabaha karşı Işıl bebeği emzirmek için kalktığında ben de onunla beraber kalktım ve en büyük fantezim dediği şeyi gerçekleştirdik Faruk uyuyorken. Bebek Işıl’ı emerken Işıl da beni emiyordu.  Öğleye doğru uyandık ve ben duşumu alarak evime geçtim. Daha sonraki günlerde konuştuğumda ikisi de çok mutlu olduklarını ve en kısa zamanda tekrarlamak istediklerini söylediler ama Işıl’ın şehir dışından gelen annesi nedeniyle şuan beklemedeyiz. Annesi gider gitmez ilk fırsatta tekrarlayacağız bu zevk girdabını. Nereden nereye. Gerçekten de aklımda onlarla birlikte olmak yoktu. Benim tek amacım sadece onlar sevişirken onları seyretmekti. Ama bu da hiç fena olmadı hani. [email protected]

hiç hesapta yoktu

Herkese Merhaba Hemen hikayeye geçiyorum.O gün öğle paydosu için yemekhaneye çıktığımda, “Telefonun var!” dediler; Gidip açtım, bakıcı kadın «çocuğumun rahatsızlandığını» haber veriyordu. Hemen izin alıp gitmem gerekiyordu. Yemek yemeyi beklemeden aşağı indim. Çalıştığım şirketin müdürü yerinde değildi, izin almak için yardımcısının odasına yöneldim; bir an boş bulunup kapıyı çalmadan içeri girdim.Beni karşısında görünce, kapıyı çalmadan girdiğim için kızacağını düşündümse de, nedense, sanki başka birinin görmesini istemediği bir şey yapıyormuş da bana yakalanmış gibi telaşlandı, yüzü kızardı. Onca telaşımın arasında yine de bu durum kafama takılmıştı. Çok fazla üstünde durmadım, aceleyle durumu anlatıp, «Hemen gitmem gerektiğini» söyledim, izin alıp çıktım.İşyerimizde yaklaşık yirmi kişi çalışıyordu ve biz yalnızca üç bayandık. İşimiz çok yoğun olmadığı için bol bol boş zamanımız olurdu ve genellikle birkaç kişi bir odada toplanıp gevezelik eder, dedikodu yapardık. Bu durum tüm çalışanlar için geçerliydi. Hatta, zaman zaman müdürümüz bile bizim gevezeliklerimize katılırdı. Aramızda farklı olan yalnızca Turguttu. Turgut müdürden sonra ikinci derecede yetkili amirimizdi. O, işi olsa da, olmasa da odasından pek çıkmaz, bizim toplantılarımıza katılmazdı. Kitap okur, bir şeyler yazar, tanıdıklarıyla uzun telefon görüşmeleri yapardı. En çok da bilgisayar başında zaman geçirirdi.O herkes için bilinmeyenlerle dolu bir yabancıydı. Tüm personel ondan çekinir, yanına yaklaşamazdı. Bu korkudan çok sevgiye dayalı bir saygıydı; çünkü, o gerçekten iyi bir yöneticiydi. Kendisiyle samimi olmayı başaramasak da saygımız sonsuzdu. Hatta, çoğu zaman ona imrenir; hepimizin, günlerimizi boş boş, zevzeklik ederek geçirdiğimizi, onunsa yararlı işlerle meşgul olarak zamanını değerlendirdiğini itiraf ederdik.Birlikte çalıştığımız yaklaşık 7 yılın ilk 6 yılında onunla özel olarak hiçbir konuyu konuşmamıştık. Bir gün, bir iş görüşmesi için odasında bulunduğum sırada, daha önce hiç yapmadığı bir şey yaptı ve nasıl olduysa bana kendi özel hayatıyla ilişkili bazı şeylerden söz etti. Ben de bunu fırsat bilerek onu konuşturmaya çalıştım. O bizim gözümüzde her şeyi yolunda giden, mükemmel bir yaşam biçimi olan, her yönüyle dört dörtlük biriydi. O gün anladığım kadarıyla gerçek bizim bildiğimiz gibi değildi. O görüntünün altında gizli bir gerçek vardı. Sonuçta o da hepimiz gibi bir insandı ve onun da herkes gibi sorunları vardı. İşyerindeki herkes birbirinin sorunlarını bilir, kimse sorunlarını gizleyip saklamazdı, farklı olan onun, bu anlamda kimseyle konuşmamasıydı.Sonraki günler onun odasına daha sık gitmeye, onun yanında daha uzun sürelerle kalmaya başladım. Hatta bu durum diğer arkadaşların bile dikkatini çekmeye başlamıştı; Turgut hakkında öğrendiklerimi kendilerine anlatacağım günü bekliyorlardı.Kendi insan ilişkilerinden memnun değildi. Evliliğiyle, eşiyle ilgili sorunları vardı. Onu rahatsız, huzursuz eden pek çok şey vardı; hatta, geçmişte yaşadığı, ancak hâlâ etkisinden kurtulamadığı bir olayın izleri her halinden belli oluyordu.Kısa zamanda onu konuşturmayı başarmıştım. Bana kendisiyle ilgili her şeyi, hatta eşinin bile bilmediği bir çok şeyi anlattı.Konuşmalarımız sırasında, onun kendine özgü her şeyi rahatça anlatabilmesi için gerekli yakınlık ortamını sağlamak amacıyla ben de kendi sorunlarımı anlatıyordum. İşin gerçeği, benim de çevremdeki diğer arkadaşlara anlatmaya çekindiğim sorunlarım vardı. Eşimle ilişkimiz giderek bozuluyordu. Zaman zaman beni dövmeye bile başlamıştı. Hiç beklemediğim bir anda, hiç beklemediğim bir şekilde Turgutla sırdaş olmuştuk. Başkalarına açıklayamadığım sırlarımı ona açıklayabiliyordum. Kocamın beni dövdüğü bir akşamın ertesi günü, gözyaşlarına boğularak, hıçkırıklar içinde olanları Turguta anlatmıştım. Beni teselli edip sakinleştirmek için çok uğraşmıştı. Onunla konuşmalarımız sırasında hiçbir zaman onu bir erkek, kendimi de bir kadın olarak düşünmemiştim. Yaklaşık bir yıldır gelişen ilişkimiz çerçevesinde o benim için her şeyden önce bir «insan»dı ve çok iyi bir dosttu. Onun da bana aynı gözle baktığına inanıyordum.O gün kapıyı çalmadan odasına girdiğimde niçin telaşlanıp utandığı kafama takılmıştı. – “Bunu mutlaka öğrenmeliyim!” dedim kendi kendime. Ben içeri girdiğimde kapıya arkası dönük, bilgisayarın başında bir şey yapıyordu ve kapının açıldığını hissettiği anda aceleyle bilgisayarın ekranındaki görüntüyü değiştirmişti. Onu telaşlandıran şey,her ne ise mutlaka bilgisayarın ekranındaydı.Genellikle öğle yemeği yemezdi. Öğle paydosunda «odasına kimsenin girmeyeceğini» düşünerek bilgisayar ekranında porno film mi seyrediyordu yoksa? Bir kez daha; – “Bunu mutlaka öğrenmeliyim!” dedim kendi kendime. Benimki, yalnızca bir merak olmanın ötesinde, daha çok bir «hınzırlık»tı. Birkaç gün sonra öğleyin, önceden planladığım gibi yemeğe çıkmadım. Herkesin yemekhaneye çıktığından emin olunca koridoru sessizce geçip kapısının önüne geldim, içeriden hafif bir müzik sesi geliyordu. Nedense çok heyecanlıydım, ellerim titriyordu, avuçlarım terlemişti. Bir an cesaretim kırıldı, geri dönmek istedim. Ama yeniden cesaretimi toplayıp kapıyı açtım; girer girmez de dikkatlice kapadım. Doğruca ilerleyip, bilgisayarın ekranına baktım. Tam tahmin ettiğim gibiydi; gizlemeye çalıştığı şey bilgisayar ekranındaydı. Üst üste birkaç pencere açmıştı ve ben içeri girdiğimde bunları kapatmasına fırsat bulamamış, «suçüstü» yakalanmıştı. Yüzü kıpkırmızıydı, iri iri açılmış gözlerle bana bakıyordu. Hiçbir şey söylemeden, yüzümde hınzır bir gülümsemeyle oturduğu yere doğru yaklaştım, uzanıp bilgisayarın faresini elime aldım ve son bir çabayla, bilgisayar ekranında simge durumuna küçülttüğü pencereleri açmaya başladım. Birincisini açtım, bir sevişme sahnesini gösteren, müthiş etkileyici bir resim geldi ekrana. Oturduğu yerden kıpırdamadan beni izliyordu, kaskatı kesilmişti. Derin derin nefes alışını hissediyordum. Hatta birbirimize öyle yakındık ki, nefesini yüzümde hissedebiliyordum. Sırayla diğer pencereleri açmaya başladım; aynı türden resimler vardı ve hepsi de birbirinden etkileyiciydi. Bir an gözüme bir şey takıldı; cinsel organı, pantolonundan dışarı çıkacak derecede dikleşmişti ve o «bu durumu fark etmeyeyim diye» ıkınıp sıkınıyordu. Daha sonra olanların hiçbiri, ama hiçbiri, kesinlikle önceden düşünmediğim, tahmin etmediğim, olasılık tanımadığım şeylerdi. Birden, sanki bir büyünün etkisi altına girmiş gibiydim ve sanki birinin bana verdiği bir emri uyguluyordum. İradem yok olmuştu. Bilgisayara doğru eğildim; vücutlarımız birbirine temas etti, bir anda her yanımı bir elektrik akımı kaplar gibi oldu. Ekranındaki pencereleri kapattım, müziğin sesini iyice kıstım. Kulağına eğilip; – “Kapının anahtarını ver!” dedim, «Verir misin?» demedim! Hiç itiraz etmeden, ceketinin cebinden bir grup anahtar çıkardı, içlerinden birini tutup, diğerlerini aşağı sarkıttıktan sonra bana uzattı. Onun da benden farkı yoktu; o da büyülenmiş gibiydi, beti benzi atmıştı. İki adımda kapıya ulaştım, ses çıkarmamak için dikkatlice kapıyı kilitledim ve çarçabuk yanına döndüm. Ellerinden tutup, oturduğu yerden kaldırdım. Masanın karşı tarafına geçtik. Ayakta karşılıklı durduk; bir anda ona sarıldım ve öpmeye başladım. Vücutlarımız birbirine yaklaştığında, dimdik duran cinsel organının karnıma değmesiyle birlikte aklım başımdan gitti. Eşimle de aynı şeyler defalarca olmuştu, ama hiçbiri bu kadar etkileyici değildi. Birbirimize sarılmış, delicesine öpüşüyorduk. İnlemelerimiz dışarıdan duyulacak diye korktuğumuzdan, nefes almaya bile çekiniyorduk.Daha fazla dayanamadım, elim pantolonunun fermuarına gitti, fermuarı indirdim. Birkaç başarısız denemeden sonra elimi içeri sokmayı başardım. cinsel organını avucuma aldım. Ateş gibi yanıyordu ve başı ıpıslaktı. Ayakta duracak halim kalmamıştı, koltuğun üzerine çöktüm. O dimdik nesnesini dışarı çıkardım ve öpmeye başladım. Öyle dikleşmiş ve öyle sertti ki, onu zaptetmekte güçlük çekiyordum. Pantolonunun kemerini ve düğmesini çözdü, ben de pantolon ve külotunu aşağıya doğru sıyırdım. Yeniden o sert cismi elime aldım, öpmeye, okşamaya başladım. Ne durumda olduğumu anlatacak sözcük bulamıyorum. Benim durumumda olup, böyle bir olayı yaşamayan birinin beni anlamasının mümkün olabileceğini sanmıyorum.Cinsel organını ağzıma aldım, başımı ileri-geri hareket ettirerek, organının ağzıma girip çıkmasını, ileri-geri kaymasını sağlıyordum. İkimiz de çılgın gibiydik. İki eliyle saçlarıma sımsıkı yapışmış, başımın hareketlerine eşlik ediyordu. Birden organını ağzımdan çekip yandaki koltuğun üzerine çöktü. Mesajı almıştım. Hemen ayağa kalkıp önüne geçtim. Bir an göz göze geldik; kırk yıllık sevgili gibi.. Avuçlarıyla, eteğimin üzerinden bacaklarımı okşamaya başladı. Sonra, bir elini etekliğimin altından içeri sokup, külotlu çorabımın üzerinden bacaklarımın iç kısmında okşamalarını sürdürdü. Aceleyle eteklerimi yukarı doğru toplayıp, bir elimle yukarıda tuttum. Elini oramın yakınında hissettiğimde başım dönmeye başladı. Daha bir dakika geçmemişti ki külotumla birlikte külotlu çorabımın belimden aşağı kaydığını hissettim, kalçamı geriye doğru çekerek engel olmaya çalıştım, ama başaramadım. O çoktan uzanmış, çıplak göbeğimden aşağı doğru öpücükler kondurmaya başlamıştı. İki avucu, pençe gibi kalçalarıma yapışmıştı. Ayakta durabilmek için gücümün son zerrelerini harcıyordum; dilinin ucunu amımın dudaklarında hissettiğimde arkamı dönüp, kendimi kucağına bıraktım ve; – “Tamam kızım!” dedim kendi kendime, “Hiç kurtuluş yok! Bu iş olacak!” İki avucu yine kalçalarımdaydı. Bir elimi bacaklarımın arasından uzatıp cinsel organını kavradım. O da beni kalçalarımdan tutup, yukarı doğru kaldırdı. Dimdik duran o sihirli nesneyi orama yaklaştırdım. Heyecandan tiril tiril titriyordum ve çok beceriksizce hareket ediyordum. Güç bela organının başını oramın ağzına hizaladım ve kendimi bıraktım. Cinsel organımın içi, dışı, çevresi öyle istekli, öyle ıslak ve öyle kaygandı ki, üzerine oturduğum anda, Turgutun o tatlı nesnesi içime doğru girmeye başladı ve aşağı-yukarı doğru birkaç hamlenin ardından sonuna kadar gömüldü. Duyulmasına aldırmaksızın «Oohh!» diye bir çığlık attım ve bir an öylece kalakaldım. Bir çelik çubuk gibi içimdeydi ve Turgutun kalp atışlarını içimde duyuyordum. Kıpırtısı beni iyice kendimden geçirdi. Gücümü biraz toplayıp, vücudumu yukarı-aşağı hareket ettirmeye başladım. O da avuçlarının içinde tuttuğu kalçalarımdan yukarı doğru vücudumu kaldırmama yardımcı oluyordu. Ama tempoyu ayarlama işini bana bırakmıştı. Vücudumun yukarı-aşağı hareketlerine bağlı olarak içimde ileri-geri kayan sert ve dimdik nesnesi beni çılgına çevirmişti. Sanki hayatımda ilk kez bir erkekle birlikte oluyormuşçasına heyecanlıydım. Tanrım! Yasak şeyler niçin bu kadar cazip oluyor? Niçin kocamla olunca böyle güzel değil? Birden aklıma eşim ve çocuğum geldi; bir an büyük bir pişmanlık duydum; kendimden nefret ettim. O yine beni kalçalarımdan yukarı doğru kaldırıyor, cinsel organı yarıya kadar oramın dışına çıkınca yavaşça bırakıyordu. Sihirli nesne içimde ileri-geri kayıp duruyordu. Kapıldığım pişmanlık duygusundan şaşılacak kadar kolayca kurtuldum. Hatta, başımı omzumun üzerinden döndürüp, dudaklarına doğru uzanarak; – “Öp beni canım!” diye fısıldadım. Uzun uzun öpüştük. Dillerimiz birbirini okşadı. Sırayla birbirimizin dudaklarını emdik. Az sonra yeniden önüme döndüm ve bu kez daha hızlı bir tempoda vücudumu yukarı-aşağı hareket ettirmeye başladım. Ayaklarını ileri doğru uzatmış, belini yukarı doğru kaldırmıştı ve bu durumda içime gömülen cinsel organını çok daha fazla hissediyor, daha çok tahrik oluyordum.Turgutun cinsel organının içime her gömülmesinde çığlık atmak istiyor, ancak, dışarıdan duyulacağı endişesiyle çığlık atmamak için dudaklarımı ısırıyordum. Bazen dikkatsizlik ediyor, yukarı doğru kaldırdığım kalçalarımı aniden aşağı bırakıyordum ve kalçalarımın onun vücuduna çarpmasıyla birlikte «Şap!» diye bir ses çıkıyordu. Bu ses de bambaşka bir tahrik unsuruydu. Çığlık atmak istiyor, korkudan sürekli olarak dudaklarımı ısırıyordum.Bu arada, o da bir elini kalçalarımda, karnımda, göbeğimde gezdiriyor, diğer elinin parmaklarıyla da klitorisimi okşuyordu.Birkaç dakika sonra vücudu iyice gerildi, nefesi sıklaştı. Kalçalarıma yapıştı, tempoyu kendi denetimine aldı. Öncekilere göre daha tempolu ve daha kuvvetli hareket ettirmeye; her defasında cinsel organı içimde tamamen gömülünceye kadar bastırmaya başladı. Son bir hamle yaptı ki, o çıldırtıcı nesnenin başını sanki midemde hissettim. Hırlamaya benzer bir ses çıkardı ve vücudunu hızlıca aşağı-yukarı hareket ettirdi. Boşaldı. Spermlerinin içime fışkırırken vajina duvarlarına çarpmasını ve onların yapışkan sıcaklığını hissediyordum. – “Fışkırt! Doldur spermlerini içime!” diye haykırmak geldi içimden, ama yine dudaklarımı ısırıp sustum. Kendimi onun kucağına bıraktım. Parmağımı oynatacak dermanım kalmamıştı. O, bir eliyle kalçamı, diğer elinin parmağıyla da hafif ve tahrik edici bir şekilde klitorisimi okşuyordu. Aynı zamanda omzumun üzerinden uzanmış kulak mememi yalıyor ve; – “Harikasın! Harikasın!” diye fısıldıyordu. Tüm vücudum gerildi, gerildi, gerildi; başım döndü, oda döndü, dünya döndü; bir volkan patladı, deprem oldu, sarsıntılar içinde ben de boşaldım.Öylece ne kadar kaldığımızı anımsamıyorum. Tanrım! Ne müthişti! Bir erkekle birlikte olmanın bu kadar zevkli olabileceğini asla düşünmemiştim. Hâlâ bu müthiş zevkin sırını çözebilmiş değilim ve ulaşabildiğim tek sonuç «yasak edilmişliğin cazibesi».Aceleyle kalktım kucağından. Eğilip, ayakkabılarımın üzerine kaymış olan külotumu ve çorabımı tutup yukarı çektim. Eteklerimi aşağı saldım, düzelttim. Ona doğru döndüm. Eğilip bir veda öpücüğü verip ayrılacaktım ki, endişeli bir yüzle; – “Biz ne yaptık Seher?” diye sordu. Sesi titriyordu. Bir an ne diyeceğimi şaşırdım; – “Ama!” diyebildim, “Çok güzeldi! Harikuladeydi!” Aceleyle kapıya doğru yürüdüm. Dikkatle dışarıyı dinledim, ses seda yoktu; sessizce anahtarı çevirdim. Korkarak kapıyı araladım ve onu olduğu yerde donakalmış bir şekilde bırakarak kendimi dışarı attım.Akşam eve hangi duygular içerisinde gittiğimi anlatmak mümkün değil. Bir yanda en coşkulu anlarımda bile hayal edemeyeceğim bir zevki tatmanın sarhoşluğu, öte yanda eşini başka bir erkekle aldatmış olmanın yaratacağı suçluluk duygusu. Bir yanda «Bu müthiş zevki bir kez daha tadabilecek miyim?» sorusu, öte yanda «duyduğum suçluluk duygusunun beni nereye sürükleyeceği» endişesi. Ama asıl gerçek olan, yakın olan ve somut olan, «Akşam eve gittiğimde eşimin ve oğlumun yüzüne nasıl bakacağım?» sorusu ve bunun yanıtıydı.Ama, kim ne derse desin, o gün olanlar her şeye değerdi.Duyduğum endişelerin hemen hemen hiçbiri akşam eve gittiğimde gerçekleşmedi; çünkü, şaşılacak şey zerre kadar suçluluk duygusuna kapılmamıştım. Hâlâ da böyle bir duyguya kapılmadım ve bunu o olayın doğallığına bağlıyorum. Sanırım, önceden planlamış ve uygulamış olsaydım durum çok farklı olurdu. Yaşadığım kaçamak ne eşime ve oğluma karşı ilişkilerimde, ne özel yaşamımda ve ne de Turgutla sonraki ilişkilerimde en küçük bir değişikliğe yol açmadı. O olay sırasında, çığlık atmamak için ısırılmaktan morarıp yaralar bağlayan dudak kenarlarımla ilgili olarak sorulan ve çoğu imalar içeren sorulara yanıt uydurmaktan başka hiçbir sorun da çıkmadı.Olayın üzerinden iki gün geçtikten sonra Turgutla tekrar karşılaştığımızda, ikimiz de sanki aramızda hiçbir şey olmamış gibi davranmayı başarabildik. Yalnız, işin gerçeği, onu bilmiyorum ama, benim, ne o yarım saatlik kaçamağı, ne de o birlikteliğin tadını ve heyecanını unutmam mümkün değil. Asla…

izmir escort
izmir escort bayan
escort izmir